Haber: Mehmet Murat YILDIRIM
"Kontak Kapat, Şalter İndir, Bilgisayarı Kapat!"
Açıklamada, işçilerin rapor alarak, izin kullanarak veya doğrudan iş bırakarak eyleme katılması istendi. Üretimi durdurmanın en büyük direnç noktası olduğu vurgulanırken, iş bırakma eyleminin geniş katılımla gerçekleşmesi için çağrı yapıldı.
Sendika, son dönemde artan hukuksuzluklar, düşük ücretler, hak gaspları ve emekçilerin yıllardır temsil edilmemesi nedeniyle işçi sınıfının örgütlü bir şekilde hareket etmesi gerektiğini belirtti.
"Seçme ve Seçilme Hakkı Gasp Ediliyorsa, İşçi Sınıfı da Yanıtını Vermeli"
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasının ardından başlayan halk direnişi, işçi sınıfını da harekete geçirdi. Umut-Sen, bu sürecin yalnızca siyasi bir mesele olmadığını, emekçilerin de yıllardır haklarının yok sayıldığını vurgulayarak, “Bugün seçilmiş belediye başkanları, gazeteciler, öğrenciler ve sendikacılar gözaltına alınıyor. Bu saldırılar sadece siyaseti değil, işçileri de hedef alıyor” ifadelerini kullandı.
Sendika, tüm emekçileri 27-28 Mart tarihlerinde iş bırakmaya, rapor almaya, izin kullanmaya ve üretimi durdurmaya çağırdı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
İşçi sınıfı patronlardan ve siyasi iktidardan güçlüdür. Eğer durursa, hayat durur.”
Genel Grev Çağrısı: "İşçi Kendi Mücadelesini Kendi Örgütlemeli"
Umut-Sen, işçilerin mücadelesini engelleyen sarı sendikalara da tepki göstererek, genel grev ilan etme yetkisinin holding destekli sendikalarda olmasını eleştirdi, İşçilerin, kendi mücadelelerini kendilerinin örgütlemesi gerektiğini vurgulayan sendika, bu iş bırakma eyleminin tabandan gelen bir hareket olduğunu belirtti.