Eren Ateş
Bugün, hangi avukatların günü? İşini yaptığı için polis şiddetiyle yüzleşen, mahkeme salonuna alınmayan, kelepçelenip cezaevine gönderilen, açlık grevinde can veren avukatlar için mi? Yoksa, hukuku iktidarın sopası gibi kullananların keyfi yerinde diye mi?
Türkiye’de, onurlu bir mesleğe sahip olan avukatlar baskı altında, tehdit altında, şiddet altında!
Yalnızca müvekkillerinin haklarını savundukları için polis şiddetine maruz kalıyorlar. Hukuktan bahsederken ket vurmaya çalışıyorlar. Düşünün, hukuk devletinde yaşadığınızı sanıyorsunuz ama avukatlar, “Savunma hakkı kutsaldır!” diyerek ayağa kalktığında tek gördükleri şey kalkanlar, tek duydukları ses cop darbelerinin yankısı. Adalet için mücadele eden insanlara, adaletsizliğin en sert yüzü gösteriliyor. Onları tartaklayanlar, yerlerde sürükleyenler, kelepçeleyenler, hukuk devleti adına hareket ettiğini iddia edenler.
Adalet, bir teraziye benzetilir ama o terazinin dengede kalabilmesi için savunmanın da güçlü olması gerekir. Yargının bir ayağı olan savunma, sistematik olarak baskı altına alınıyorsa, o terazinin dengede kalması mümkün değildir. Bugün, avukatların yaşadıkları o terazinin artık sadece bir illüzyondan ibaret olduğunu göstermiyor mu?
Mahkeme salonları, adaletin tecelli ettiği yerler olması gerekirken, savunmanın susturulduğu arenalara dönüştü. Avukatlar, yalnızca müvekkillerini temsil ettikleri için yargıç karşısına bile çıkamıyor, mahkemeye bile alınmıyor. Hukukun üstünlüğünü savunmaları gerekirken, iktidarın üstün hukukunu sorgusuz kabul etmeleri bekleniyor, aksi hâlde sonuç belli: Soruşturmalar, tutuklamalar, tehditler, ölümler...
Savunma makamını temsil eden insanların uğradığı hukuka aykırı davranışlar, bu ülkenin adalet terazisinin ne hâle geldiğini apaçık göstermiyor mu? Bu ülkede adaletten bahsetmek, yalnızca iktidarın izin verdiği kadar mümkün. Avukatların karşılaştığı zulümleri devlet izliyor, susuyor ama kimse unutmasın: Bugün susturulan avukatların yerinde, yarın hak arayan herkes olabilir.
Bu yüzden, bugün, 5 Nisan Avukatlar Günü'nde kuru kutlamalar yapacak, çiçekler alacak, birkaç basit mesaj atıp geçecek olanlara bir çift sözüm var: Savunmanın olmadığı yerde adalet olmaz. Polis copuyla, mahkeme kararıyla, tutuklama tehdidiyle avukatları susturamazsınız çünkü, avukatların sustuğu bir ülkede, adalet de çoktan ölmüştür.
Bir ülkede adalet mekanizmasının meşruiyetini sorgulamak için büyük tartışmalara girmeye gerek yok. O ülkede avukatların durumu, adaletin gerçek yüzünü anlamak için yeterlidir.
Eğer, gerçekten adaletin yanında durmak istiyorsak, avukatlarımızı yalnız bırakmamak, onların haklarını savunmak zorundayız çünkü, savunmanın olmadığı yerde adalet yoktur, adaletin olmadığı yerde ise özgür bir toplumdan söz edilemez.
Avukatın Avukatı Değil, Hakkı Olsun!
Hukuka aykırı tüm davranışlara rağmen, savunmanın kutsallığı ile adaleti savunmaktan vazgeçmeyen, baskılara direnen tüm cesur avukatlarımıza…